12 HAYVANLI TAKVİM - Made in Feng Shui
17609
post-template-default,single,single-post,postid-17609,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-theme-ver-9.3,wpb-js-composer js-comp-ver-4.12,vc_responsive

12 HAYVANLI TAKVİM

12 HAYVANLI TAKVİM

Bu takvim olayı insanoğlunun zihnini her zaman meşgul etmiştir. Bir gün okuldan takvim konusu ile ilgili araştırma yapmak üzere elinde bir ödevle gelen çocuğun heyecanı bize bu konuyu araştırıp, bilgileri paylaşmak adına öncü oldu.. Takvimler hakkında araştırma başladığında tabii ki en ilginç takvim konusu 12 hayvanlı takvim oldu Hayvanlar ile ilgili bilgiler, her zaman çocukların ilgisini çeker. Tabii büyüklerin de…

 

Literatürde bu konuda araştırma yaptıkça, bu takvimin çok geniş bir coğrafyada kullanılmış olduğunu, ve burada yaşayan kültürler arasında yaygın olarak kullanıldığını görmek, gerçekten de bu bilgileri derleyip paylaşmak adına bizi heyecanlandırdı…

 

Gelelim takvimin sözlük anlamına;

Vikiped’ iye baktığımız zaman takvim konusu şu şekilde açıklanıyor.

“Zamanın yüzyıl, yıl, ay, hafta ve gün gibi parçalara bölünüp düzenli bir sırayla gösterildiği çizelgedir. Takvim, sosyal, ticari, dini ya da idari amaçla gün organize bir sistemdir. Takvim organizasyonu, zamanı dilimlere bölerek gün, hafta, ay ve yıl gibi isimlendirerek yapılır.”

“Takvimde süreler, güneş ve ay döngüsü gibi bazı astronomik olayların çevrimi ile eşitlendiği gibi hasat zamanı, suların yükselmesi ve çekilmesi gibi doğal olaylar üzerinden de belirlenebilir. Birçok uygarlık ve toplum kendi özel ihtiyaçlarına uygun modelli takvimler geliştirmiştir.”

12 Hayvanlı takvimde kültürel etkileşim

İnsanoğlu, içinde bulunduğu zamanı, kendi ölçüleriyle belirlemek isteğinden hiç vazgeçmemiştir. O yüzden de tarih boyunca en ilkelden, en gelişmişe kadar takvim oluşturma çalışmalarını daima sürdürmüştür.
Birbirinden farklı kültüre sahip toplumların sürekli ilişki ve etkileşim içinde bulunmaları sonucunda da toplumlar arası bazı kültürel unsurlar birbirlerini etkileyerek değişime uğratabilirler. Bu durumda da bilgiyi paylaşan toplumlarda ortak ve birbirine çok benzeyen kültür unsurları ortaya çıkabilir.

Kültürel yapının önemli unsurlarından biri kabul edilen 12 hayvanlı takvim sisteminde de, bu durum, kültürel etkileşim vasıtasıyla coğrafi bakımdan yer değiştirerek birbirinden farklı çeşitli toplumlara yayılmıştır ve her toplumun kendi kültürü, dili, lehçesi çerçevesinde, hayvan adları değişiklik göstermiştir. 12 hayvanli takvim sistemi, her toplumun kendi sosyal yapısına uyacak şekilde özümsenmiş ve farklı varyantları ortaya çıkmıştır.

12 Hayvanlı takvim nedir?

Tarım yapan toplumlar için en önemli ihtiyaç, toprağın ekilme, biçilme, işlenme zamanlarının bilinmesiydi. Bu yüzden de, tabiatın dilini, işleyişini iyi gözlemlemek ve sonuç çıkarmak gerekiyordu. Hayvancılıkta da aynı şekilde, yılın, kurak, yağışlı, soğuk ve sıcak oluşu önemliydi. Geleneksel insanlar, gökteki yıldızların hareketinden gecenin durumunu, ağaçların açtığı çiçekten veya verdiği meyveden kışın yağmurlu, kurak, soğuk geçeceğini, ay etrafında oluşan haleden yağmurun yağacağını bilirdi. Hayvancılık ve tarıma dayalı toplumlarda yılın tanımlamaları totemik ve pagan gibi inançlarla da birleştiğinde bugün kullanılan takvim sisteminden çok farklı bir zaman sistemi olan 12 hayvanlı takvim ortaya çıkmıştır.

12 Hayvanlı bu takvim; 12 yılın 5 katı olan 60 yıllık devreleri bulunan bir sistemdir. Bir senenin 12 hayvanın özelliklerine göre şekillendiğine inanılır. Çağ adı verilen (ÇAĞ: 12×5=60 yıl) şeklindeki dönemler halinde ilerler ve bu rakam ortalama bir insan ömrüdür.

12 Hayvanlı takvim hakkında çeşitli görüşler;

On iki hayvanlı takvimin kökeni konusunda çeşitli bilim adamları tarafından çeşitli görüşler ileri sürülmüş.
Edouard Chavannes’ın araştırmalarına göre, on iki hayvanlı takvim Çin’in kuzeyindeki Türk boyları ve medeniyetleri arasında M.Ö V. Yüzyıl sıralarında doğmuş ve M.Ö II-I . yüzyılda Çin’e yayılmıştır. Edouard Chavannes, 12 hayvanlı döngünün Çin’e Türk boyları tarafından getirildiğini kanıtlamak için Çinceye çevrilen Budist yazıtlarını, ikonografik dökümanları incelemiş, Orhun yazıtlarından alıntılar yapmıştır. Orta Asya’nın, o dönemde, Türkler (Kouchans) ve Çinliler’in (Hiong-nou) savaştıkları tartışmalı bir bölge olduğunu söyler. Çinliler arasında bir Türk nüfusunun da bulunması, bu döngünün diğerleri arasında yayılmasına vesile olmuştur der.

L. Rasoni’ye göre ise, resmi Çin takviminin esasını eski Türk kavimlerinin takvim sistemleri teşkil etmekle birlikte, Türkler daha sonra ilmi esasa göre göre geliştirilen Çin takvimini tekrar kabul etmişlerdir.

l. Bazin ise, Türklerin bu takvim sistemini Çinlilerden öğrendiğini savunmuş. Onun için, bu takvimin sembollerinden Ejder gibi bazılarının Çin kaynaklı olması bunun bir delili. Bunun aksini iddaa eden W. Eberhard ise, ejderin Hun Türkleri döneminde kült kabul edildiğini, dolayısıyla Hunların gelişmiş bir takvim sistemine sahip olduklarını belirtmiş.
Görünüşe göre, On iki hayvanlı Türk ve Çin takvimleri arasında en önemli farklılık, Türk takviminin hayvancılığa dayalı bir ekonomik sisteme dayalı olması, Çin takviminin ise tarıma dayalı bir takvim olmasıymış.

12 hayvanlı takvimin kullanıldığı coğrafya

Literatür taramasındaki araştırmalar gösteriyor ki; On iki hayvanlı takvime ait İslam kaynaklarının en eskisi Bîrûnî’nin El-Athâr-ül-Bakiye adlı eseri. Daha sonra, Bîrûnî, El-Kânun-ül Mes’udî adlı eserinde, Türklerin on iki yılda bir devreden takvimleri olduğundan, ve her yıla bir hayvan adı verdiklerinden bahsetmişler.
İlhanlılar döneminde, İran’da yaygın bir biçimde kullanılan on iki hayvanlı takvim, özellikle 13. Yüzyıl’da İlhanlılar’ın resmi yazışmalarında kullanılmış.

Dîvânü Lûgati’t-Türk’te ise Kaşgarlı Mahmut, bu takvimin çıkışına ait rivayeti anlatırmış.
Doğu Avrupa’da hakimiyet kuran ilk Türk Devletlerinden Tuna Bulgarları zamanında, “Bulgar Hanları Listesi”nde görülmüş.

Göktürk ve Ötüken Uygur Kağanlığı Yazıtlarında, Kül-Tigin, Bilge Kağan, Ongin, Şine-Usu yazıtlarında, Eski Uygur hukuk Belgelerinde, on iki hayvanlı takvimin izlerine rastlanmış.

11.ve 12. Yüzyıllarda Orta Asya’da Hiristiyanlığın yayılmasıyla, Türklerin bir kısmı Nesturi Hiristiyanlığı benimsemişler ve o dönemden kalma bazı mezar taşlarında yine bu on iki hayvanlı takvimin izlerine rastlanmış.

Eski Türk ve Çin kültürleriyle etkileşime giren Asya kavimlerinden Mançu ve Moğol ve Tibet kültürlerinde de bu takvim geniş bir yere sahipmiş.

On iki hayvanlı takvimi kültürlerinde yaşatan diğer Orta Asya ve Altaylı Türk boyları ise; Hakaslar, Kırgızlar (Manas Destanı), Kazaklar, Kafkasların Kuzey düzlüklerinde yaşayan Nogaylar, Kafkas dağlarının yüksek kısımlarında yaşayan Karaçay-Malkarlılar, Kırım ve Polonya civarında yaşayan Yahudiliği benimsemiş az sayıda Karaimler, Asya ve Kafkas halkları, Gürcüler, Çerkes ve Abazalar da bulunmaktaymış.

Zaten o günkü coğrafyaya baktığımızda, o dönemde bir sürü kültürün içiçe olduğunu da anlayabiliriz.

hehehe
12 Hayvanlı Takviminin bazı Türk boyları ve bu boylara yakın olan farklı milletlerdeki kullanılışı şu şekildedir:

No Anlamı Türkmenler Kazaklar Kırgızlar Moğol-Tatarlar Tacik-Farslar
1 sıçan sıçan tışgan çıçkan sıçkan-il muş
2 sığır sıgır sıyır uy ud-il akar(gau)
3 bars-gaplan bars barıs bars bars-il feleng
4 tavşan tovşan qoyan koyon tışkan-il harguvş
5 balık luv uluw uluu luy-il nähäng
6 ajdarha,yılan yılan jılan cılan ilan-il mar
7 Yabı (at) yılkı jılqı cılkı yuntil esb
8 koyun goyun qoy koy guy-il güsbänd
9 Maymun,yüzgüç bicin mäşin meçin/maymıl piçin-il hämdüne
10 tavuk takık tawıq took tahagu-il murg
11 it it iyt it it-il säg
12 domuz doňuz doňız doňuz tunguz-il huk(hınzir)

12 hayvanın bir sene içindeki yıllara bağlı olarak adlandırılmasındaki Türk boyları arasında rivayetler

Türkmenler, Kazaklar, Uygurlar ve diğer Türk boyları arasında hayvan adlarının yıl adlarına verilmesi ile ilgili birçok efsane ve rivayet varmış. Tarihi anlamanın en keyifli yolu efsaneler arasında yolculuk… İşte size literatürde bulduğumuz birkaç örnek;

Uygur rivayetine göre; “Türk hakanlarından birisi kendi idaresinden birkaç yıl önce yapılmış olan bir savaş hakkında bilgi almak ister. Ancak danışmanları o savaşın yapıldığı yıl hususunda yanılırlar. Bunun üzerine Hakan, kendilerinin bu tarihte nasıl yanıldılarsa, daha sonra geleceklerin de yanılabileceklerini, bu sebeple göğün 12 burcu ve 12 ay sayısınca her yıla birer ad konulmasını ister. Hakanın teklifi kurultayca benimsenir. Daha sonra bir sürek avına çıkılır. Hakan, hayvanların Ilısu’ya doğru sürülmesini ve sıkıştırılmasını emreder. Av bu şekilde devam eder. Bu sırada bazı hayvanlar suya atlayarak karşı sahile çıkmaya çalışırlar. On iki hayvan bunu başarır.

Böylece karşıya geçen hayvanların adını sırasıyla her bir yıla ad olarak verirler. Bu hayvanlardan birincisi sıçan < sıçgan imiş. İlk geçen bu hayvan olduğu için senenin başı bu adla anılmış”

Türkmenler arasındaki rivayet: “Eskiden hayvanlar arasında “Kim yılı önce görürse, onun adı yıl adlarının ilki olsun” şeklinde bir şart öne sürülmüş. Bunu duyan deve “Ben hayvanların hepsinden uzun ve iriyim, bu yüzden de yılı ilk ben görürüm, adım da yıl adlarının birincisi olur.” diye kibirlenmiş. Ama yılın görüleceği sıralarda sıçan devenin hörgücüne çıkıp deveden önce yılı görmüş. Yıl adlarının ilkine de onun adı verilmiş. Deve buna çok sinirlenip sıçana saldırmış. Sıçan kuma (başka rivayette küle) girip saklanmış. Devenin hala kül görünce oturup ağlaması taa o zamanki düşmanlıktan kalmadır”, denilmiş.

Kazak Türklerindeki rivayet de hemen hemen aynı… Bu efsanenin Buryat-Moğollar arasında anlatılan şeklini, Kazak SSR Ilımlar Akademiyası üyesi A. Maşanov şöyle yazıyor: “Sıçanla deve “Günü kim önce görecek?” diye çekişiyorlar. Deve sıçana bakıp: “ Senin boyun benim kirpiğim kadar bile değil, sana göre ben yatan bir dağ gibiyim.” diye kibirlenmiş. Sıçan da:”Boyuna güvenme, aklına güven!” demiş. Deve gece boyunca gözünü kırpmadan doğuya bakmış. Sıçan ise devenin hörgücüne çıkıp batıya doğru bakmış. Çünkü o güneş doğunca ışığının batıdaki dağlara düşeceğini biliyormuş. Böylece güneşin doğuşunu ilk olarak sıçan görmüş. Bunun üzerine Buryat-Moğollar gece yarısından sonra başlayan ilk saate “sıçan saati”; ilk aya “sıçan ayı”, ilk yıla da “sıçan yılı” demişler.

12 Hayvanlı Takvimin Çin kültüründe kullanılması:

Çin inanışına göre bu takvimin kullanımı, efsanevi Sarı İmparator (Yellow Emperor), Huang Di’nin, Çin zodyağının ilk döngüsünü başlattığı M.Ö. 2637 yılından beridir.

Çin efsanelerine göre, Sarı İmparator (M.Ö. 2698 – 2598) Çin Uygarlığının barbarlıktan uygarlığa geçişine önderlik etmiştir. Bu nedenle Çinli insanlar Sarı İmparatora (Huang Di) Uygarlığın Atası olarak büyük saygı duyarlar.

Sarı İmparatorun döneminde halk, göçebelikten yerleşik düzene geçerek, gemilerin, araçların, silahların, karakterlerin, müziğin, sarayların, giysilerin, aritmetiğin, şiirin, ipekçiliğin ve de tabii ki takvimin icat edilmesiyle bir kültür oluşturmuştur. Tüm bu nedenlerle Çinliler, Sarı İmparator Dönemini Çin Uygarlığının kurulma dönemi olarak nitelendirmektedirler. Sonraki Yao, Shun, Yu, Tang gibi birçok imparator, Sarı İmparatorun soyundandır.

Efsaneye göre, Huang Di (Sarı İmparator) 12 yıllık döngü içinde her yıla bir hayvan ismi vermiştir. 12 hayvan sırasıyla, fare, öküz, kaplan, tavşan, ejderha, yılan, at, keçi, maymun, horoz, köpek ve domuzdur.

Yine Çin efsanelerinden birine göre bu hayvanların seçimi şu şekilde açıklanmış “Bir zamanlar Yeşim Kralı’nın canı sıkılır, göklerde yapacak bir şey bulamamaktadır. Dünyada olanları da görmek istememektedir, artık her arzuya ve isteğe yardım etmekten bıkmıştır. Bir karar verir ve hayvanları toplar. Yakın danışmanlarını yollayarak, 12 hayvan seçip en iyi örneklerini getirmelerini ister. Danışmanlar önce bir fareyi davet ederler ve ona bir kedi getirmesini söylerler. Ama fare kıskançlığı yüzünden kedinin davet edilmesini engeller. Sonraki davetlerde öküz, kaplan, tavşan, ejderha, yılan, at, keçi, maymun, horoz ve köpek çağrılır ve sarayda hazır bulunmaları istenir. Hepsi kralın önüne dizildiklerinde, on bir hayvanın bulunduğu görülür. Kral hemen emreder ve on ikinci hayvanın bulunup getirilmesini ister. Dünyaya inen görevli, önüne çıkan bir domuzu aceleyle alır ve gelir. Domuz, o anda sırtında bir insanı taşımaktadır. Kral tüm hayvanları bir şey söylemeden izler. Fare, arkasına dayanmış beklemektedir. Sonra öküzün sırtına sıçrar ve flüt çalmaya başlar. Kral müzikten etkilenir ve ilk yeri fareye verir. İkinci yer, dayanıklılığı nedeniyle öküze, üçüncü yer cesareti yüzünden kaplana verilir. Dördüncü yer, ejderhanındır. Yılan altıncı yere, at yedinci yere, keçi sekizinci yere, maymun dokuzuncu yere, horoz onuncu ve köpek on birinci yere verilirler. Kral, doğal olarak on ikinci yer için en son gelen domuzu uygun görür.”

12 Hayvanlı Takvimin Çin kültüründe kullanılması:

No Anlamı Çince Çince telaffuz Yön Özellikleri
1 Fare Kuzey 2 Hareket-Sezgi
2 Öküz chŏu Kuzeydoğu 1 Sakinlik,Akıl, Bilinç
3 Kaplan yín Kuzeydoğu 3 Atılganlık, Kavga
4 Tavşan măo Doğu 2 Merhamet, Korkaklık
5 Ejderha chén Güneydoğu 1 Talih, Zenginlik
6 Yılan Güneydoğu 3 Saygı, Hürmet, Korku
7 At Güney 2 Acele, Telaş, Sürat
8 Koyun wèi Güneybatı 1 Sevgi, Dürüstlük, Çokluk
9 Maymun shēn Güneybatı 3 Eğlence, Kurnazlık
10 Tavuk yŏu Batı 2 İsyan, Cimrilik
11 Köpek Kuzeybatı 1 Sadakat, Hissiyat
12 Domuz hài Kuzeybatı 3 Karmaşa, Sükunet

Bütün bu bilgiler bize, kültürler arası etkileşimlerin ne kadar önemli olduğunu, uygarlıklar içinde dolaşan kolektif bilincin çıkarttığı ve yoğurduğu bu kadim bilginin ne kadar değerli olduğunu kanıtlamaktadır.

Geçmişte Türk toplumlarında da yoğun olarak kullanılan bu takvim, günümüzde yerini sırasıyla İslamiyetin kabulüyle hicri takvime, daha sonra da miladi takvime bırakmıştır. Yine de bazı Türk toplumlarında hala folklorik olarak kullanılmaktadır. Çin de ise, 1 milyardan fazla insan tarafından kullanılmaya devam etmektedir.

Anlaşılan, 12 hayvanlı takvimin yolculuğu uzun, coğrafyası kabarık, efsaneleri çokmuş

Yolculuğun nereden ve nasıl başladığının ise önemi yok bu noktada…

Yayıldığı dönemdeki coğrafyaları etkilemesi, her kültürle çoğalıp büyümesi, bugüne kadar korunarak gelebilmesi esasında önemli olan….