FENG SHUİ YE GÖRE YATAK ODALARININ DÜZENLENMESİ

FENG SHUİ YE GÖRE YATAK ODALARININ DÜZENLENMESİ

FENG SHUİ YE GÖRE YATAK ODALARININ DÜZENLENMESİ

Hepimiz yaklaşık hayatımızın üçte birini yatak odamızda geçiriyoruz. Bu yüzden, yatak odamız olabildiğince rahat ve dinlendirici olmalıdır. En savunmasız olduğumuz zamanlar, uykuda geçirdiğimiz zamanlardır. Bu nedenle burada korunduğumuzu, güvende olduğumuzu hissetmeye ihtiyaç duyarız. Olumlu enerjilere sahip bir odada uyuduğumuzda ise, ertesi güne ruhen tazelenmiş olarak başlarız.

Tabii ki en başta yatak odamızı ev planımız içinde en korunaklı ve sessiz olan bölgeye yerleştirmeliyiz. Sonuçta yatak odalarımız bizim sosyal maskemizi çıkarttığımız, en çok rahatladığımız, kişisel alanlarımız. Kimse sokak girişine yakın bir odada uyumak istemez.

Evinizin içinde yatak odasının konumu kadar yatağın oda içindeki konumu da önemlidir. Peki odamızın içindeki yatağımızın konumu ne durumda? Yatağımız odaya hâkim bir pozisyonda olmalı… Mümkünse de kapıdan en uzak noktada ama yine de kapıyı görecek şekilde yerleştirmeliyiz. Eğer yattığımız yerden, kapıdan girip çıkanı göremiyorsak tahmin edeceğiniz gibi tedirginlik hissi yaşamaya başlarız. Eğer oda kapımız direk yatağımıza açılıyorsa, muhakkak komodin gibi bir mobilya ile içeriye giren enerjinin hızı kesilmeli. Eğer ki kapımızı ayak ucumuz ile karşı karşıya konumlandırdıysak da biz buna Feng Shui’de tabut pozisyonu diyoruz ki bu da hiç olumlu bir çözüm değil.

Yatağımızı, aynı zamanda eğimli bir tavan veya kiriş altına koymayalım. Bu bazen çatı katlarında yatak odası olanların evinde daha çok yaşanıyor. Bu bizim üzerimizde baskı hissi uyandırır.

Malzemesi ne olursa olsun, bizi yansıtan bir yatak başımız olmalı çünkü yatak başının olmadığı durumlarda enerji akışı olumsuz etkilendiğinden, huzursuz ve sağlıksız bir uyku uyumaya başlarız. Ama bunun yanında, yatak başımızı da sağlam bir duvara yaslamalıyız. Kimi zaman yatak başları bir pencere önüne veya komşunun banyo duvarına konumlandırılıyor. Ancak, sırtımızı, başımızı sağlam bir yere yaslama hissinin kendimizi güvende hissettireceğini unutmamalıyız.  Yasladığımız duvarda, başımızın üstünde, herhangi bir dolap, raf, mobilya da bizde baskı hissi yarattığı gibi, herhangi bir depremde üzerimize devrilme riski de oluşturabileceği için tercih etmemeliyiz. Bu duvarı vurgulamak istiyorsak, güzel bir boyadan, duvar kağıdından, veya üzerimizde olumlu etki yaratabilecek basit bir tablodan yararlanabiliriz.  Yatağımızın her iki yanında da komodinlerimiz ve rahat bir sirkülasyon alanı bırakmalıyız.

Son senelerde depolama amaçlı olarak yatakların çoğu bazalı olarak pazarlanıyor. Ancak mümkünse yatak altımız boş olmalı ve enerji akışına fırsat vermeli. Eğer mecburen baza kullanacaksak da bu bazaların altlarının dağınık olmamasına Feng Shui açısından dikkat etmeliyiz Bu bazanın içine ne koyduğunuz ve burada depolananların bize ne ifade ettiğini düşünmek lazım. Duygusal anlamda bize yük olan eşyaların üstünde yatmamalıyız.

Başuçlarımız da istiflenmeye müsait yerler. Yeteri kadar önem vermediğimiz bu komodin alanları, okumak için birikmiş ama bir türlü seçilememiş kitaplar, yatarken son anda çıkarttığımız takılar, gün sonunda pili bitmek üzere olan telefonları takmak için şarj cihazları, kulaklıklar, fi tarihinde aldığımız artık geçerliliği kalmamış notlar, belki bir kaç gece önce aldığımız ilaçlar ile dolu oluyor maalesef. Aslında yatak başımızın bu karmaşası uykumuza da yansır ve hayat kalitemizi de ciddi bir şekilde etkiler. Buradaki kargaşanın beynimizi, hislerimizi, sağlığımızı da istila edip ele geçirmemesi için bu alanlara da el vermemiz gerekiyor.

Mesela hoş bir okuma lambası, başucumuzda bulundurmaktan keyif aldığımız, defalarca okusak da sıkılmadığımız bir kitap, kendimizce kişiselleştirdiğimiz, hani gözümüzü kapamadan evvel aklımıza gelen ister günlük yapılacak şeyleri, ister değerli yaratıcı fikirlerimizi not ettiğimiz bir not defteri, güzel bir küçük şişede suyumuz, yatarken sürdüğümüz içeriği doğal kremimiz, kokusu bizi mutlu anılara götüren rahatlatıcı aromaterapi yağımız, iyi hissettiren ufak aksesuarlarımız , kristal taşlar, hayatımıza çekmek istediğimiz niyetimizi hatırlatacak bir obje, sabah bizi alarmı ile sinirlendirmeyecek ama gülümsetecek bir saat yerleştirebiliriz.

Eğer odamızda bir ayna olacaksa yatağı yansıtacak şekilde konumlandırmamalıyız. Yatak odalarımızda, dinlenmeyi esas alan, daha sakin  “Yin”  enerjilere ihtiyacımız vardır. Aynalar ise enerjiyi aktif hale getirdiğinden, uykuya dalmak için bize gerekli olan dingin enerjiyi bozarlar.

Yatak odamızda, televizyon- bilgisayar- müzik seti gibi elektronik aletler bulundurmamalıyız. Elektrikle çalışan radyolu çalar saatleri başımızdan mümkün olduğunca uzak tutmalı ve mümkünse pille çalışanları tercih etmeliyiz. Cep telefonlarımızı kapatıp, başucumuzda bulunan eski usul telefonlara yönlendirebiliriz. Vücudumuzun manyetik alanı, dünyamızın manyetik alanı ile uygun olmalıdır. Ancak kullandığımız aletlerin yaydıkları elektromanyetik dalgalar bu alanı bozduğundan uyku düzenimizi ve sağlığımızı olumsuz anlamda etkilerler.

Yatak odalarında “Yang” yani hareketli, canlı renkler ve desenler kullanmak yerine “Yin” ,yani daha sakin ve pastel renklere yönelerek uyku problemimizi azaltabiliriz. Renk seçiminizi sıcak ve sakin renklerden yana yapmalıyız;  uçuk pembe, uçuk yeşil, naturel bej, uçuk mavi yatak odamız için uygun renklerdir. Turuncu, kırmızı, sarı gibi renkleri seviyorsak da algılarımızı fazlası ile etkileyeceğini bilerek sadece aksesuarlarımızda ve tekstillerimizde kullanmalıyız.

Yerleştirdiğimiz objelerle iletişim içinde olduğumuzu unutmayalım. Olumsuz enerjili resimlerden, agresif şekillerden sadece yatak odası değil diğer evin tüm mekanlarında da kaçınmak gerekir. Yatarken, bize huzur verecek objeler, görseller seçmeliyiz. Doğa resimleri, doğal kristaller, taşlar olumlu enerjileri yatak odamıza çeker. Eğer güneş alan aydınlık bir odamız varsa;  pencere önüne kristaller asarak çok güzel ışık yansımaları yakalayabilir, güneş ışığının enerjisini odamıza dahil edebiliriz. Yatak odamıza su ile ilgili hareketli objeleri koymamalıyız. Su, çok kuvvetli bir enerjidir ve odadaki enerjiyi de aktif hale getirir ki bu dinlenme ihtiyacı içinde olduğumuz bir odada istenmez. Burada önemli olan, her eşyanın bizi nasıl hissettirdiği, buradaki objelerin, yayılan kokuların, odamızın enerjisini olumlu yönde değiştirmesi.

Bu genel kuralların dışında, yatak yönünü seçerken, olumlu yönlerimizi de kullanmaya çalışırız. Çin Astrolojisine göre, hepimizin doğum tarihimize göre “KUA” adını verdiğimiz olumlu-olumsuz yönlerimiz vardır. Yatarken başımızı olumlu yönlerimize koymak, yaşam enerjisinin desteğini, hayatımızın her açısından almamızı sağlar.

Sağlıklı bir uyku çekmek, güne zinde ve enerjik başlamak istiyorsak, yukarıda saydığım ipuçlarına göre yatak odamızda da enerji akışının temiz ve kesintisiz olmasına çalışmalıyız.

NOT: Bu yazı 03 Aralık 2020 tarihinde Uplifers’ta yayınlanmıştır.



X